Adres Patent Genel Müdürü Ali Çavuşoğlu, ülke ekonomisinin güçlü kalabilmesinin patent sayılarının arttırılmasıyla mümkün olabileceğini söyledi. Türkiye’nin lider marka patent firmalarından Adres Patent Genel Müdürü Ali Çavuşoğlu, ülke ekonomisinin güçlü kalabilmesinin patent sayılarının arttırılmasıyla mümkün olabileceğini belirterek, “Türkiye ekonomisi bugün sağlam zemine oturtulamamışsa, bunu en büyük nedeni, Ar-Ge çalışmalarına yeterli devlet desteğinin sağlanamaması sonucu patentte fakir ülkelerden biri olmamızda yatmaktadır” dedi.
Türkiye ekonomisi henüz güçlü bir yapıya ulaşmış değil. En ufak sebeplerden dolayı dalgalanmalara gidebiliyor. Ekonominin sağlam temellere sahip olması için güçlü markaların ortaya konulması, sanayide kullanılabilir patent sayılarının ileri ülkeler düzeyine erişmesi, royality toplar hale gelmesi, kayıt dışının minimize edilmesi gerektiği belirtiliyor. Ülkelerin en büyük sermayesi olarak anılan patentin artırılması gerektiği ise son yıllarda gerek politikacılar, gerek iş dünyasının ileri gelenleri, gerekse ekonomi uzmanlarınca sık sık dile getiriliyor. Biz de Türkiye’nin marka, patent ve faydalı modelde ne durumda olduğu, sanayimizin diğer ülkelerle rekabet edebilir düzeye erişmesi için nelerin yapılması gerektiği konularını Türkiye’nin lider marka patent firması olan Adres Patent’in Genel Müdürü Marka Patent Uzmanı Ali Çavuşoğlu ile konuştuk. Türkiye’nin marka patent ve faydalı modelde dünya ülkeleri nezdinde genel durumunu sayısal verilerle ortaya koyan Çavuşoğlu çarpıcı açıklamalarda bulundu.
Ülkemizdeki Patent, Marka ve Faydalı Model Tasarım sayıları nereden nereye geldi? Türkiye TPE’deki son yıllarda ortaya konulan performans, altyapının güçlendirilmesi, uzman personel açıklarının giderilmesi, tescil işlemlerinin kolaylaştırılması gibi nedenler sonucu marka sayılarında büyük bir artış gösterdi. AB ülkeleri arasında ilk 5 arasında. Ancak, patent konusunda gelişmeler olmasına rağmen henüz sayısal tabloda istenilen başarı sağlanabilmiş değil. Ancak marka tescil sayılarında Bu durumu Türk Patent Enstitüsü(TPE) verilerine baktığımızda çok rahat bir şekilde görebiliyoruz.
1981 yılında 157 adet yerli, 368 yabancı patent başvurusu yapılırken, 2005 yılında 944 yerli, 95 adet de yabancı patent müracaatı oldu. Ancak 24 yıllık toplam tablo göz önüne alındığında ise alındığında 6.186 adet yerli, 15.308 adet de yabancı patent başvurusunun yapıldığını görüyoruz.
Buna karşın, faydalı model başvurularında büyük bir artış olduğunu söylemek mümkün. Faydalı model müracaatlarına 1995 yılında 34 adet yerli, 3 adet yabancı başvuruyla başlanırken 2005 yılında bu rakam yerlide 1.882 yerli, 21 adet de yabancı başvuruya ulaştı. Toplamda ise, 7.882 adet yerli, 141 adet de yabancı faydalı model başvurusu yapıldı.
Türkiye’nin marka başvuru rakamlarına baktığımızda umut verici bir tablo göze çarpıyor. 1991 yılında 11.591 adet yerli, 2.668 adet de yabancı marka başvurusu yapılmış. 2005 yılına geldiğimizde ise marka başvuru sayımızda büyük bir artışla 48.979 adet yerli, 10.133 adet de yabancı marka başvurusunun gerçekleştirildiğini görüyoruz.
Gelişmiş ülkeleri baz alırsak söz konusu alanlardaki tescil sayımız yeterli mi, bu konuda dünyadaki yerimiz nedir? Marka başvuru sayılarımızı dikkate alırsak iyi konumda olduğumuzu söyleyebiliriz. Ancak, asıl ülkeye katma değer taşıyacak, büyük royality elde etmesini sağlayacak, ülkenin gelişmişliğini yükseltecek, sektörlere dinamizm katacak konu patent sayımızın yeterli olup olmadığına bakmamız gerekiyor. Bunu anlamak için WIPO’nun PCT rakamlarına bakmak yeterlidir. WIPO kaynaklarından en sağlıklı bilgi alabildiğimiz 2003 yılında Japonya 413.093, ABD 310.944, G. Kore 135.625, Almanya 64.518, Rusya 34.870, İngiltere 31.624, Çin 23.354, Fransa 16.850, Meksika 12.206, Polonya 6.241, Bulgaristan 1.624, Türkiye 848, Yunanistan 541 adet patent başvurusu yapmış. Bu tablo çok açık olarak gösteriyor ki Türkiye patent sayısında oldukça gerilerde yer alıyor.
Yine WIPO’nun 2005 yılı istatistik bilgilerine göz attığımızda en fazla faydalı model başvurusunu Çinlilerin yaptığını görürüz. Buna göre Çin, geçen yıl 93.139 adet faydalı model başvurusu yaptı. Buna karşın da aynı yıl 57.484 adet de faydalı model tescil belgesi aldı. Diğer ülkelere göz attığımızda ise, Güney Kore 39.417, Almanya 23.428, Japonya 8.603, Rusya 6.696, İspanya 3.103 başvuru yaparken Türkiye’nin ancak 927 adet başvuru yaptığını görebiliyoruz. Tüm bunlara karşın aynı yıl Güney Kore 39.957, Almanya 17.188, Japonya 7.793, Rusya 5.611, İspanya 2.943 adet faydalı model tescili belgesini eline alırken Türkiye 390 adet belge alabildi.
Az önce ortaya koymuş olduğum sayısal tabloyu göz önünde bulundurarak sorunuzun cevabına gelince; Türkiye’nin patent ve faydalı model başvurularında oldukça gerilerde seyrettiğini söyleyebiliriz. Her ne kadar son yıllarda sayısal rakamlarda kıpırdanmalar olsa da bu oldukça yetersizdir. Bu tabloyu istenilen seviyelere çıkarmak için devletimizin Ar-Ge çalışmalarına desteğin en azından AB ülkeleri standartlarına çıkartılması gerekiyor. Eğer, rekabet üstünlüğü yakalamak istiyorsak, marka, patent ve faydalı model ortaya koyma gücümüzün yükseltilmesi ve kaynak desteğinin artırılması oldukça önemlidir.
Sanayide rekabet üstünlüğünde Patent, Marka ve Faydalı Model Tasarımının rol nedir? Gerek patent, gerek marka ve faydalı model sanayide özgün üretimin, farklılığın ortaya koyduğu rekabet üstünlüğünü yakalamanızı sağlar. Bugün Türk sanayicisi, başta Çin olmak üzere Uzakdoğu ülkeleri tarafından ciddi olarak tehdit edilmektedir. Özellikle ABD ve AB ülkelerine yakın olması ve kaliteli fason üretimi, lojistik desteği gibi nedenlerle bu ülkelerde büyük pazarlar yakalayan Türk sanayicisi, Uzakdoğu ülkelerinin daha uygun koşulları sunmaları nedeniyle ciddi yaralar aldı. Halen de bu ülkelerde pazar kaybetmeye devam ediyorlar. Bu tehdidin avantaja dönüştürmenin yolu markalaşmaktan, faydalı modellerle, yeni buluşlarla özgün üretimler ortaya koymaktan geçmektedir. Bugün özgün üretimi gerçekleştirebilen firmalar ayakta kalabilir, yeni pazarlar elde edebilir, ortaya koydukları alternatif üretimlerle tehdit unsuru olan ülkelere karşı rekabet üstünlüğü elde edip büyümenin önündeki engelleri kaldırabilirler. Son yıllarda bunu sağlayamayan firmaların bir bir faaliyetlerine son verip farklı sahalarda şanslarını deneme yolunu seçtiklerine şahit oluyoruz. Yani rekabet sağlayamadıkları sektörlerden hızla kaçıyorlar. Bu üzüntü verici bir durumdur. Zamanında Ar-Ge yatırımlarına yer vermemelerinin bir sonucudur. Bu konuda son olarak şunu söyleyebilirim ki: markalaşmaya, Ar-Ge çalışmalarına, faydalı model ve patente önem vermek sektörde var olmakla eşdeğer bir durumdur.
Ülkemizdeki Patent, Marka ve Faydalı Model Tasarım sayılarından hareketle Türk sanayisinin rekabet durumunu nasıl yorumluyorsunuz? Bu soruya cevap vermeden önce bazı sayısal rakamlar vermek istiyorum. Çünkü bir firmanın veya ülkenin neden büyük olduğunu, rekabet üstünlüğü elde ettiğini en iyi sayısal verilerin anlatacağına inanıyorum. Bugün dünya devlerinin tüm ülkelerdeki patent sayılarına baktığımızda, Micrasoft 19.722, Intel 26.172, Mitac 1.535, Ford Motor 25.174, Hyundai Motor 30.272, Toyota Motor 48.831, Honda Motor 83.301 adet patent almışlardır. Ülke olarak patent sayılarını başta ortaya koymuştuk. Buna karşın Türk firmalarından il 100’e girenler arasından Vestel 24, Arçelik 684, Fırat Pilastik 5, Beko 8, Aygaz 17, Paşabahçe 3, Aselsan 8, Otosan 2, Sabancı 16 adet patent üretmiş.
Dünya devleri firmalara karşı rekabet üstünlüğü elde edemeyişimizin nedenleri de bu tabloda açıkça ortaya çıkmaktadır. Ülke ekonomisinin güçlü kalabilmesi patent sayılarının arttırılmasıyla mümkün olabilir. Türkiye ekonomisi bugün sağlam zemine oturtulamamışsa, bunu en büyük nedeni, Ar-Ge çalışmalarına yeterli devlet desteğinin sağlanamaması sonucu patentte fakir ülkelerden biri olmamızda yatmaktadır. Her ne zaman ileri ülkelerdeki patent sayılarına yaklaştığımız zaman tüm ülkelerle rekabet edebilir seviyeye, ülke ekonomisini sağlam zeminlere ulaştıracağız. Aksi durumda en ufak krizlerde etkilenen ekonomiye, şirketlere sahip olmaktan kurtulamayacağız.
Bu konudaki bilinci geliştirmek için neler yapılmalı, Adres Patent olarak siz ne yapıyorsunuz? Türkiye’de en büyük eksiklik patentin, markanın öneminin henüz anlaşılamamış olmasıdır. Maalesef bu konuda ciddi bir eğitim boşluğu vardır. Bu boşluğun giderilebilmesi için Türk Patent Enstitüsü girişimleri sonucu okullarda eğitim müfredatına konulmaya başlanmıştır. Ancak bu bilgiyi, eğitimi verebilecek eğitim kadroları maalesef yetersizdir. Bunun yanında ezberci eğitim modelinin ortadan kaldırılıp araştırmaya dayalı bir eğitim modelinin geliştirilmesi, okullardaki laboratuar çalışmalarının etkinliğinin artırılması gerekmektedir. Bunların yanında da devlet olarak Ar-Ge çalışmalarına desteğin daha da artırılması en azından AB ülkeleri seviyesine çıkarılması gerekmektedir.
Adres Patent olarak biz eğitimin önemine inanmaktayız. Biz daha kurulduğumuz ilk günden beri yoğun bir şekilde sanayicilerimiz aydınlatmak için çalışmalara başladık. Yaptığımız araştırmada toplumun aydınlatılması noktasında basının yeterli derecede kullanılmadığını fark ettik. Ve bu mecraya ağırlık vererek gerek makale gerek haber, gerekse araştırma yazılarıyla marka patentin rekabet üstünlüğü sağlamadaki önemini anlatmaya çalıştık. Bu çabamız sanayiciler tarafından büyük bir taktirle karşılandı ve Adres Patent’in büyümesinde etkili oldu. Müşterilerimizin teveccühleri sonucu Adres Patent bu alanda faaliyet gösteren firmalar arasında lider kuruluşlardan birisi oldu. Şu anda 60’den fazla uzman personelimizle İstanbul merkez olmak üzere İzmir, Ankara ve Denizli şubelerimizle en doğru ve sağlıklı hizmeti verebilme mutluluğunu yaşıyoruz.
Son olarak da eğitimin önemine inanan firma olarak hem personelimizin bilgi düzeyini artırmak hem de sanayicimize daha sağlıklı bilgiyi yüz yüze verebilmek adına Patent Akademisi’ni kurduk.
Patent Akademisi hakkında daha fazla bilgi verebilir misiniz? Hedefiniz nedir? Patent Akademisi, bugüne kadar verdiğimiz eğitime daha bir ciddiyet vermek, bu alana ilgi duyan uzmanlaşmak isteyenlere akademik seviyede bilgi aktarımı yapmak amacıyla kuruldu. Aynı anda 25-30 kişilik topluluğa bilişim teknolojilerini de kullanarak eğitim verebiliyoruz. Önceliği kendi personelimiz olarak belirledik. Ancak ileriki günlerde diğer patent firmalarının personeline, sanayicimize de eğitim verebilen düzeye getireceğiz. İnanıyoruz ki patent üretmek kadar o patentin korunma yollarını gözeten uzmanların da yetiştirilmesi ve sayılarının artırılmasında büyük fayda var.
Son aylarda marka patent firmalarının rekabet nedeniyle olmayacak rakamlara hizmet vermeye başladıklarını görüyoruz. Bu sizin için bir tehdit değil mi?
Bu durum sadece bizim için değil, sektörler için de büyük tehdittir. Türkiye’nin markalaşmasına, patent üretmesine engel teşkil eden, Ar-Ge’lerin temellerine konan bir dinamittir. Bu durumu ben böyle yorumluyorum. Marka patent tescil işlemlerinin sağlıklı bir şekilde yürütülmesini ve takibini yapan firmalarda hizmet kalitesini düşürmek, bu kişilere prim vermek büyük bir yanlıştır. Adres Patent olarak, bunun sebebi olarak Marka Patent Vekiller Birliği ile ilgili yasanın çıkmamasını görüyoruz. Sektörümüzde hizmet kalitesini her geçen gün düştüğünü görmek bizi fevkalade üzmektedir. Sanayicilerimiz bu konuda ciddi derecede aldatıldığını görüyoruz. Marka patent danışmanlık hizmeti sadece TPE’ye marka müracaatı yapmak değil 10 yıl boyunca bu konuda firmaya danışmanlık hizmeti verebilmektir. Bu konuda Adres Patent olarak yapabileceğimiz tek şey sanayicilerimizi uyanık olmaya, TPE ve Sanayi ve Ticaret Bakanlığı yetkililerini yasanın biran evvel çıkarılması için çalışmaya davet etmektir.
|